Euroleague 18. hafta mücadelesinde Valencia Salı günü saat 22:00’da Kosner Baskonia ile karşılaşacak. Gelin maçın öncesinde takımların son durumlarını birlikte mercek altına alalım, keyifli okumalar.
🏠 Valencia Basket: Beklentilerin Üzerinde Bir EuroLeague Hikayesi
Valencia Basket, bu sezon EuroLeague başlamadan önce en çok soru işareti barındıran takımlardan biriydi. Geçen sezon EuroCup’ta yer almaları, kadroda yıldız seviyesinde transferlerin yapılmaması ve rotasyonun kağıt üzerinde sınırlı görünmesi, bu ekibin yeni EuroLeague formatında ne kadar rekabetçi olabileceğine dair ciddi şüpheler yaratmıştı. Ancak sezonun ilk haftalarından itibaren bu soru işaretlerinin büyük bölümünün yersiz olduğu ortaya çıktı. Başantrenör Pedro Martinez’in net bir oyun planı, doğru rol dağılımı ve yüksek tempo üzerinden maksimum verim anlayışı, Valencia’yı ligin en istikrarlı ekiplerinden biri hâline getirdi.
Son oynadıkları çift maç haftası, bu takımın karakterini net biçimde ortaya koydu. Zorlu Pire deplasmanında Olympiacos’u yenmeleri, sadece skor anlamında değil, mental dayanıklılık açısından da çok değerliydi. Ardından Maccabi Tel Aviv karşısında Kudüs’te gelen mağlubiyet, genel tabloyu bozmadı; aksine yoğun tempo ve dar rotasyonla oynayan bu takımın bazı anlarda “tazelik” problemi yaşayabileceğini gösterdi. Buna rağmen 17 maç sonunda elde edilen 11 galibiyet, Valencia’yı Panathinaikos ile birlikte üçüncü sıraya taşıdı. Önlerinde yalnızca Barcelona ve Hapoel Tel Aviv bulunuyor.
Valencia’nın en dikkat çekici özelliği, bireysel yıldızlara bağımlı olmaması. Hücumda belirgin bir “birinci opsiyon” yok; bunun yerine beş oyuncunun 10.7 ile 11.4 sayı aralığında skor ortalamasına sahip olduğu dengeli bir yapı söz konusu. EuroLeague’de en çok üçlük deneyen ve en çok üçlük isabeti bulan takım olmaları, Pedro Martinez’in oyunu geniş alana yayma konusundaki ısrarını yansıtıyor. %37.2’lik üçlük yüzdesi, bu yüksek hacme rağmen oldukça tatmin edici. Elbette bu tempo, top kaybı sayısını da yukarı çekiyor ve Valencia’nın hücum verimliliğini (efficiency) elit seviyeye taşımalarını engelliyor. Ancak amaç zaten “en verimli” değil, “en sürekli baskı kuran” hücum olmak.
Rotasyon kullanımı da bu anlayışla birebir örtüşüyor. Hiçbir oyuncunun maç başına 23 dakikanın üzerine çıkmaması, tempoyu maçın sonuna kadar diri tutmayı hedefleyen bilinçli bir tercih. Bu durum özellikle iç sahada, Valencia’nın rakipleri fiziksel olarak yıpratabilen bir yapıya bürünmesini sağlıyor. Kısacası ev sahibi ekip, sistemin yıldızlardan daha önemli olduğu bir basketbol anlayışının EuroLeague’de hâlâ ne kadar geçerli olabileceğini kanıtlıyor.
✈️ Baskonia: Geç Gelen Uyanış ve Bitmeyen Problemler
Baskonia cephesinde ise sezonun hikayesi çok daha dalgalı. EuroLeague’e altı maçlık mağlubiyet serisiyle başlamak, takımın henüz kasım ayı gelmeden ciddi bir kriz yaşamasına neden oldu. Bu süreçte hem başantrenör Paolo Galbiati’nin geleceği sorgulandı hem de kadro mühendisliği sert şekilde eleştirildi. Ancak bu karanlık başlangıcın ardından Baskonia, sonraki 11 maçta 6 galibiyet alarak bir reaksiyon gösterdi ve tamamen dağılmaktan kurtuldu. Yine de 17 hafta sonunda ortaya çıkan 6-11’lik tablo, onları ancak 15. sıraya taşıyabildi.
Son oynadıkları Barcelona deplasmanı ise sezonun özeti gibiydi. EuroLeague tarihinin en yüksek skorlu maçında, üç uzatma sonunda 134-124 kaybettiler. Skor ve oyun olarak “kazanabilecekleri” bir karşılaşmayı yine son anlarda verdiler. Bu maç, Baskonia’nın potansiyelini ve aynı zamanda kronik problemlerini tek gecede gözler önüne serdi. Hücumda zaman zaman çok etkileyici olabilen bu ekip, savunmada ve ribaundlarda aynı istikrarı kesinlikle yakalayamıyor.
Deplasman performansı ise alarm verici boyutta. Baskonia bu sezon EuroLeague’de oynadığı sekiz deplasman maçının tamamını kaybetti ve bu maçlarda ortalama 12 sayının üzerinde fark yedi. Savunma reytingi ligin en kötü beş takımı arasında yer alırken, işin daha da çarpıcı tarafı hem hücum ribaundunda hem savunma ribaundunda en zayıf ekiplerden biri olmaları. Bu, fiziksel mücadele gücü yüksek rakiplere karşı Baskonia’yı son derece kırılgan hale getiriyor.
Bireysel performanslar tarafında ise sezonun sürpriz yıldızı açık ara Timothe Luwawu-Cabarrot. 20 sayı bandının üzerine çıkan ortalamasıyla EuroLeague’in en skorer oyuncularından biri haline geldi ve bu durum sezon başında neredeyse kimsenin beklentisi değildi. Markus Howard ise beklentilerin altında başladığı sezonda son altı maçta çift haneli skorlar üreterek toparlanma sinyalleri verdi. Yine de Howard’ın form grafiği, Baskonia’nın genel performansını tek başına yukarı çekmeye yetmiş değil.
🔍 Genel Değerlendirme: Sistem ve İstikrar mı, Bireysel Parıltı mı?
Bu karşılaşma, EuroLeague’de iki farklı basketbol felsefesinin çarpışması niteliğinde. Valencia; tempo, derin rotasyon ve kolektif oyun üzerinden ilerleyen, ne yaptığını çok iyi bilen bir yapı sunuyor. Baskonia ise bireysel yetenekleri yüksek ama savunma ve ribaund gibi temel alanlarda ciddi sorunlar yaşayan, inişli çıkışlı bir profil çiziyor. Ev sahibi ekip açısından maçın anahtarı, tempoyu yukarı çekip Baskonia’nın deplasman zaaflarını erken dakikalarda görünür kılmak olacak. Baskonia cephesinde ise savunmada direnç gösterebilmek ve ribaundlarda oyunda kalmak, maçın rekabetçi geçmesi adına olmazsa olmaz unsurlar.
Sonuçtan bağımsız olarak bu mücadele, Valencia’nın “sistem basketbolu” ile sezonun ikinci yarısında ne kadar ileri gidebileceğini ve Baskonia’nın kronik sorunlarını çözmeden gerçek anlamda bir sıçrama yapıp yapamayacağını net biçimde gösterecek önemli bir sınav olacak.
