EuroLeague sezonunun en çarpıcı geri dönüşlerinden biri Milano’da sahne aldı. Kızıl Yıldız, üç çeyrek boyunca geride götürdüğü karşılaşmada son periyotta adeta vites yükselterek Olimpia Milano deplasmanından 104-96’lık çok değerli bir galibiyetle ayrıldı.
Bu sonuçla Sırp temsilcisi derecesini 12-10’a taşırken, Milano 11-11’e geriledi. Ancak skordan çok daha önemlisi, Kızılyıldız’ın nasıl kazandığıydı: sabırla, savunmayla ve kolektif inançla.
⏳ İlk Üç Çeyrek: Kontrol Milano’da
Karşılaşmanın büyük bölümünde ev sahibi Milano’nun oyunu kontrol ettiğini söylemek yanlış olmaz. Özellikle ilk yarıda hücumda akıcı oynayan, topu iyi paylaşan ve yüksek yüzdeyle bitiren Milano, soyunma odasına 55-44 önde girdi. Shavon Shields bu bölümde neredeyse kusursuz bir hücum performansı sergilerken, İtalyan ekibi 22 asistlik takım oyunuyla Zvezda savunmasını zorladı.
Üçüncü periyot sonunda skor 82-70’e geldiğinde, salondaki atmosfer Milano’nun galibiyete yakın olduğu hissini güçlendiriyordu. Kızılyıldız ise önce Kaunas, ardından Valencia karşısında aldığı ağır yenilgilerin ardından bir kez daha dağılıyor gibi görünüyordu. Ancak bu maçın hikayesi, tam da burada bambaşka bir yöne saptı.
🔥 Dördüncü Periyot: 10 Dakikalık Bir Ders
Son çeyrek, adeta tek taraflı bir basketbol resitali şeklinde geçti. Kızılyıldız, dördüncü periyodu 34-14 kazanarak Milano’yu sahadan sildi. Bu bölümde savunma sertliği inanılmaz bir seviyeye çıktı: pas kanalları kapandı, ribaundlar domine edildi, Milano’nun hücum ritmi tamamen bozuldu.
Bu dönüşün merkezinde iki isim vardı: Jared Butler ve Nikola Kalinic. Maç boyunca skor yükünü çeken Jordan Nwora son periyotta suskun kalırken, Butler sahneye çıktı ve arka arkaya kritik sayılarla oyunun momentumunu tamamen Zvezda lehine çevirdi. Kalinic ise istatistik kağıdına sığmayan bir performans sergiledi; bloklar, top çalmalar, hücum ribaundları ve doğru paslarla Milano’nun direncini kırdı.
🧠 Savunmadan Hücuma Akan Oyun
Kızılyıldız’ın geri dönüşünün temelinde savunma vardı. Milano’nun 12 top kaybına zorlanması, Zvezda’nın 9 top çalması ve özellikle 17 hücum ribaundu alması maçın kaderini belirleyen istatistiklerdi. Üç sayı çizgisinin gerisinden yalnızca 9/25 isabet bulan Kızılyıldız, buna rağmen maçı kazandıysa, bunun nedeni ikinci şans sayıları ve geçiş hücumlarıydı.
Bu noktada Codi Miller-McIntyre’ın rolü çok kritikti. 15 sayı, 8 ribaund ve 7 asistlik performansıyla oyunu iki yönlü oynayan Miller-McIntyre, tempoyu ayarladı ve doğru kararlarıyla Milano’nun savunma dengesini bozdu. Onun sahadaki liderliği, takımın son periyotta paniğe kapılmamasını sağladı.
🗣️ Benchten Gelen Mesaj: İnanç ve Karakter
Maç sonu açıklamalarında bu galibiyetin zihinsel boyutu ön plana çıktı. Miller-McIntyre’ın “birkaç yenilgi bu takımı tanımlamaz” vurgusu, Kızılyıldız’ın ruh halini özetliyordu. Sasa Obradovic ise bu galibiyeti “karakter zaferi” olarak tanımladı ve özellikle dördüncü periyodu, sezonun geri kalanı için bir referans noktası olarak gördüğünü belirtti.
Milano cephesinde ise hayal kırıklığı hâkimdi. Peppe Poeta, üç çeyrek iyi oynayıp dördüncü periyotta savunma ve enerji kaybı yaşadıklarını kabul etti. Özellikle ribaundlarda yaşanan düşüş ve savunma sertliğinin kaybolması, Milano’nun en pahalıya mal olan zaafları oldu.
📌 Playoff Resmi: Kızılyıldız Avantaj Yakladı
Bu galibiyet, Kızılyıldız’ı yalnızca sıralamada yukarı taşımadı; aynı zamanda mental olarak da yeniden ayağa kaldırdı. Zorlu deplasmanda, güçlü bir rakibe karşı 12 sayıdan geri dönmek, playoff yolunda çok değerli bir mesaj niteliğinde. Milano ise üst üste gelen iyi sonuçların ardından ağır bir darbe aldı ve “maçı 40 dakika oynama” gerekliliğini bir kez daha acı şekilde tecrübe etti.
Milano’da yaşanan bu gece, EuroLeague’in neden bu kadar acımasız ve büyüleyici olduğunu bir kez daha hatırlattı. Ve kazanan taraf, sadece daha iyi oynayan değil; daha çok inanan Kızıl Yıldız oldu.
