EuroLeague bazen yalnızca bir basketbol organizasyonu değildir; karakterin, inancın ve kolektif ruhun sınandığı bir sahnedir. Munich’de, BMW Park’ta oynanan Partizan – Hapoel Tel Aviv karşılaşması da tam olarak böyle bir geceydi. Partizan, üçüncü çeyrekte 37-64 geriye düştüğü, adeta kaybolduğu bir maçtan uzatmada 104-101 galip çıkarak yalnızca bir galibiyet değil, kulüp tarihine kazınacak bir direniş hikayesi yazdı.
Bu zafer, skor tabelasından çok daha fazlasını ifade ediyordu. Yedi maçlık mağlubiyet serisinin ardından, sezonu deplasman maçlarıyla Münih’te geçirmek zorunda kalan bir takımın, liderlik mücadelesi veren Hapoel karşısında ayağa kalkışıydı bu.
🧱 İlk 30 Dakika: Hapoel’in Kontrolü, Partizan’ın Çöküşü
Karşılaşmanın ilk iki buçuk periyodu, Hapoel IBI Tel Aviv’in mutlak üstünlüğüyle geçti. Dan Oturu ve Johnathan Motley pota altında Partizan savunmasını fiziksel olarak ezdi; Vasilije Micic ve Chris Jones ise arka alanda eşleşmeleriyle adeta oynadı. Top paylaşımı, tempo kontrolü ve birebir çözümler Hapoel adına kusursuza yakındı.
Devre arasına 35-56’lık skorla girilirken, üçüncü çeyreğin ortalarında fark 27 sayıya (37-64) kadar çıktı. Bu noktada salondaki genel kanı, maçın çoktan koptuğu yönündeydi. Ancak EuroLeague tarihine geçen geri dönüşler genellikle tam da bu anlarda başlar.
🔥 Kıvılcım: Arijan Lakic Sahneye Çıkıyor
Partizan adına geri dönüşün fitilini ateşleyen isim, kimsenin beklemediği bir oyuncuydu: Arijan Lakic. Bench’ten gelen Lakic, oyuna girdiği andan itibaren enerjisiyle salonun havasını değiştirdi. Hücum ribaundları, savunmada temaslı oyun, geçiş hücumlarına koşular… Lakic, istatistikten bağımsız bir ritim kırıcı rolü üstlendi.
Maç sonunda Lakic’in hanesinde 15 sayı, 8 ribaund ve 24 PIR vardı. Ancak onun asıl katkısı, Partizan’ın dağılmış yapısını yeniden bir arada tutmasıydı. Takım kaptanı Vanja Marinkovic de bu yükselişe eşlik etti; sakatlık tehlikesine rağmen sahada kalarak 12 sayıyla liderlik yaptı.
🛡️ Bruno Fernando ve Savunmanın Dönüştürücü Gücü
Partizan’ın geri dönüşünün sembol anı ise şüphesiz Bruno Fernando’nun son saniyedeki bloğuydu. Normal sürenin bitimine saniyeler kala Chris Jones’un turnikesini pota seviyesinde bloklayan Fernando, skoru 88-88’de tutarak maçı uzatmaya taşıdı. İlk anda topun inişte olduğu nedeniyle sayı kararı çıksa da video inceleme sonrası blok geçerli sayıldı, sayı iptal edildi. O an, yalnızca bir savunma hamlesi değil, Partizan’ın “vazgeçmiyoruz” mesajıydı.
Fernando’nun 14 sayı – 7 ribaundluk performansı, yalnızca rakamlarla değil; savunmadaki caydırıcılığı ve enerjisiyle de belirleyiciydi. Onun çığlığı, Partizan bench’inin ve tribünlerin duygusal patlamasına dönüştü.
⏱️ Uzatma: Sterling Brown ve Soğukkanlılık
Uzatma bölümüne Partizan, duygusal bir yükle girdi. Üstelik koç Joan Penarroya’nın ikinci teknik faulle oyundan atılması, kaosu büyütebilecek bir gelişmeydi. Ancak tam tersine, bu durum takımı daha da kenetledi.
Bu bölümde sahneye çıkan isim Sterling Brown oldu. Son dönemde formsuzluğu konuşulan Brown, uzatmada bulduğu 8 kritik sayı ile Partizan’ı 97-92 öne taşıdı. Hücumda doğru şut seçimi, savunmada doğru pozisyon alma ve faul çizgisindeki soğukkanlılık, Partizan’ın ipleri elinde tutmasını sağladı.
Takımın skor lideri ise Cam Payne’di. 19 sayıyla oynayan Payne, maç boyunca tempoyu ayakta tutan, zor anlarda sorumluluk alan isimdi.
🧠 Hapoel Cephesi: 27 Dakika Yetmedi
Hapoel adına bu mağlubiyet, büyük bir fırsatın kaçışıydı. Oturu (24 sayı), Micic (19) ve Jones (16) ile hücumda üretken olan İsrail temsilcisi, ikinci yarıda savunma disiplinini tamamen kaybetti. 17 top kaybı, zayıf rotasyon savunması ve ribaundlarda verilen üstünlük (37-32), geri dönüşün önünü açtı.
Koç Dimitris Itoudis’in maç sonu sözleri durumu özetliyordu:
“27 dakika çok iyi oynadık ama EuroLeague’de 40 dakika boyunca konsantre kalmazsanız bedelini ödersiniz.”
🖤🤍 Sonuç: Bir Galibiyetten Fazlası
Bu maç Partizan için yalnızca 8-16’ya gelinen bir sezon galibiyeti değildi. Bu, zorlu haftalar geçiren bir kulübün yeniden ayağa kalkma beyanıydı. Münih’te adeta ev sahibi gibi olan Sırp taraftarların desteğiyle gelen bu zafer, Partizan’ın kimliğini hatırladığı bir geceydi.
Belki sıralamada mucize yaratmayacak; ama bu maç, sezonun geri kalanı için özgüvenin yeniden inşası anlamına geliyor. EuroLeague bazen inanç kazananları ödüllendirir. İşte Münih gecesi, Partizan’ın inancı yeniden bulduğu andı.
