NBA Batı Konferansı ekiplerinden Phoenix Suns Cuma günü saat 05:00’da Doğu temsilcisi Chicago Bulls ile karşılaşacak. Maçın öncesinde takımların son durumlarını gelin birlikte mercek altına alalım, keyifli okumalar.
🏠 Ev Sahibi: Phoenix Suns – Yeniden Ritmini Bulan Bir Hücum Makinesi
Batı Konferansı’nda playoff yarışının giderek kızıştığı bir dönemde Phoenix Suns son haftalarda toparlanma sinyalleri veren takımlar arasında yer alıyor. Koç Ott’un ekibi kısa süre önce üst üste iki mağlubiyet alarak ritim kaybetmişti. Portland Trail Blazers karşısında 92–77 ve ardından Boston Celtics karşısında 97–81’lik yenilgiler, özellikle hücum üretimi açısından oldukça zayıf performanslara sahne olmuştu. Ancak Suns bu düşüşe hızlı bir reaksiyon vererek son iki maçını kazanmayı başardı. Önce evlerinde Los Angeles Lakers’ı 113–110 mağlup ettiler, ardından deplasmanda Sacramento Kings karşısında 114–103’lük bir galibiyet aldılar. Bu sonuçlarla birlikte Phoenix Suns sezon derecesini 35 galibiyet – 26 mağlubiyete taşıdı ve Batı Konferansı’nda yedinci sıraya yerleşti.
Bu sezon Suns açısından en dikkat çekici unsur, yaşadıkları sakatlık problemlerine rağmen rekabetçi kalabilmeleri oldu. Takımın en önemli yıldızı olan Devin Booker son haftalarda dört maç kaçırmıştı. Booker’ın yokluğu Suns hücumunun temposunu ciddi şekilde etkilemiş olsa da takım bu süreci tamamen kötü geçirmedi. Booker, Sacramento karşısında sahalara dönerek 17 sayılık katkı verdi ve hücum organizasyonunun yeniden daha dengeli bir yapıya kavuşmasını sağladı.
Suns’ın rotasyonunda önemli rol oynayan bir diğer isim Dillon Brooks ise Orlando Magic maçında kolunu kırarak bir süre sahalardan uzak kalmıştı. Brooks’un savunma sertliği ve fiziksel oyunu takımın dengesi açısından oldukça önemliydi. Onun yokluğunda Phoenix bazı maçlarda savunma sertliği açısından sorunlar yaşadı.
Buna rağmen Suns özellikle Lakers karşısında oynanan maçta karakter ortaya koydu. Karşılaşmanın ikinci yarısının başlarında çift haneli farkla geriye düşmelerine rağmen geri dönmeyi başardılar. Maçın son saniyesinde Royce O’Neale’ın attığı üçlük Phoenix’e dramatik bir galibiyet getirdi. Bu pozisyon öncesinde ise mükemmel bir top paylaşımı vardı. Grayson Allen Lakers savunmasını delerek topu Collin Gillespie’ye çıkardı. Gillespie ise son çeyrekte attığı dört üçlükle zaten formdaydı ve topu boş pozisyondaki O’Neale’e aktararak galibiyet basketinin hazırlayıcısı oldu.
Bu maçta Suns üç sayı çizgisinin gerisinden 50 denemede 22 isabet bularak olağanüstü bir performans sergiledi. Ayrıca ribaund ve asist kategorilerinde de rakiplerine üstünlük kurdular.
Sacramento karşısındaki galibiyet de Suns’ın hücum çeşitliliğini gösteren bir karşılaşma oldu. Bu maçta altı oyuncu çift haneli sayılara ulaşırken Jalen Green 20 sayıyla takımın en skorer ismi oldu. Bir önceki maçın yıldızı Grayson Allen ise Lakers karşısında 28 sayıyla oynayarak hücumun liderliğini üstlenmişti. Phoenix’in son haftalarda üç sayı çizgisinden yakaladığı yüksek yüzdeler, takımın hücum ritmini yeniden bulduğunu gösteriyor.
✈️ Misafir: Chicago Bulls – Yeniden Yapılanmanın Zor Günleri
Chicago Bulls cephesinde ise sezon oldukça farklı bir hikaye anlatıyor. Bulls şu anda NBA’in en formsuz ekiplerinden biri olarak dikkat çekiyor. Son dönemde aldıkları tek galibiyet evlerinde Milwaukee Bucks karşısında elde ettikleri 120–97’lik zafer oldu. Bunun dışında takım uzun süreli bir mağlubiyet serisinin içinde kaldı ve bir noktada üst üste 11 maç kaybetti.
Bu kötü performansın arkasında büyük ölçüde kadro yapılanmasında yaşanan değişiklikler bulunuyor. Takas döneminde yapılan hamleler Bulls’un kadrosunu ciddi şekilde zayıflattı. Organizasyon artık sezonun geri kalanına daha çok yeniden yapılanma perspektifiyle bakıyor. Chicago Bulls şu anda 25 galibiyet – 37 mağlubiyetlik derecesiyle Doğu Konferansı’nda 12. sırada bulunuyor ve Play-In yarışından büyük ölçüde uzaklaşmış durumda.
Bulls’un sezonun kalan bölümünde ana hedefi, genç oyuncuların gelişimini görmek ve geleceğe yönelik çekirdek kadroyu belirlemek olacak. Bu süreçte bazı oyuncular bireysel performanslarıyla öne çıkmaya başladı. Bunlardan biri Guerschon Yabusele. Fransız forvet Oklahoma City Thunder karşısında oynanan maçta sezonun en iyi performanslarından birini sergileyerek 18 sayı ve 12 ribaundla double-double yaptı. Bu performans onun Bulls formasıyla çıktığı 11 maçta elde ettiği üçüncü double-double oldu.
Chicago’nun bir diğer dikkat çekici oyuncusu ise Collin Sexton. Dinamik guard özellikle skor üretimi konusunda takımın en güvenilir isimlerinden biri haline geldi. Thunder karşısındaki maçta 20 sayı üretirken hücumda Bulls’un ana opsiyonu oldu.
Takımın oyun kurucu rotasyonunda ise Josh Giddey dikkat çekiyor. Avustralyalı guard Milwaukee karşısındaki galibiyette 20 sayı, 14 ribaund ve 10 asistle triple-double yaparak Bulls’un uzun mağlubiyet serisini sona erdiren isimlerden biri olmuştu. Thunder karşısındaki maçta ise triple-double’a çok yaklaşarak 14 sayı, 9 ribaund ve 9 asistlik performans sergiledi.
Genç oyuncular arasında en büyük umutlardan biri ise Matas Buzelis. Litvanyalı forvet son haftalarda gösterdiği performansla Bulls taraftarlarına geleceğe dair umut veriyor. Milwaukee karşısında 20 sayı ve 7 ribaund üreterek potansiyelini ortaya koydu.
🔎 Genel Değerlendirme – Hedefleri Farklı İki Takım
Phoenix Suns ile Chicago Bulls arasındaki bu karşılaşma, sezonun farklı hedeflere sahip iki takımını karşı karşıya getiriyor. Suns Batı Konferansı’nda playoff sıralamasını yukarı çekmeye çalışırken Bulls ise yeniden yapılanma sürecinin içinde genç oyuncuların gelişimine odaklanmış durumda.
Suns’ın en büyük avantajı hücum çeşitliliği ve dış şut tehdidi. Devin Booker’ın sahalara dönmesiyle birlikte Phoenix’in hücum organizasyonu daha akıcı hale geldi. Ayrıca Grayson Allen ve Royce O’Neale gibi tamamlayıcı oyuncuların yüksek yüzdeli şut performansı takımın hücum gücünü artırıyor.
Chicago Bulls ise daha çok enerji ve bireysel performanslarla rekabet etmeye çalışan bir ekip görüntüsü veriyor. Genç oyuncuların gelişimi ve rotasyonda yer alan isimlerin kendilerini kanıtlama isteği, zaman zaman Bulls’u beklenenden daha rekabetçi bir takım haline getirebiliyor.
Bu karşılaşmada tempo ve dış şut performansı belirleyici faktörlerden biri olabilir. Suns üç sayı çizgisinden yüksek yüzdeler yakaladığında rakip savunmaları zorlayan bir takım. Bulls ise savunma sertliği ve ribaund mücadelesiyle bu tempoyu kırmaya çalışacaktır.
NBA sezonunun bu aşamasında her galibiyet playoff yarışında büyük önem taşıyor. Phoenix Suns için bu maç, Batı Konferansı’ndaki sıralamalarını sağlamlaştırmak adına kritik bir fırsat. Chicago Bulls için ise genç oyuncuların gelişimini sürdürdüğü bir dönemde güçlü bir rakibe karşı kendilerini test edebilecekleri bir mücadele olacak.
