İki gün önce Phoenix’te son saniyeleri tartışmalı geçen maçın ardından bu kez sahne Chase Center’dı ve atmosfer en az skor kadar sertti. Golden State Warriors, üç maçlık mağlubiyet serisini bitirmek zorunda olduğu gecede Phoenix Suns’ı bu kez evinde 119-116 mağlup ederek hem moral buldu hem de deplasmanda yenildiği rakibi karşısında psikolojik üstünlüğü yeniden ele geçirdi.
Skor tabelası yakın görünse de, maçın hikâyesi; yıldızların soğukkanlılığı, sertlik dozu yüksek anlar ve dördüncü çeyrekteki liderlik sınavları üzerinden yazıldı.
⭐ Stephen Curry: Kaosun Ortasında Kontrol
Gecenin başrolü kuşkusuz Stephen Curry’ydi. 28 sayı, 9 ribaund ve 6 asistle oynayan Curry, özellikle son çeyrekte 5/6 isabetle 14 sayı üreterek maçı kapatma işini bizzat üstlendi. Skorun her sıkıştığı anda ya çizgiye gitti ya da topsuz hareketliliğiyle savunmayı deldi. Son 10 saniyede gelen kritik sayısı, Warriors’ın bu rövanşı neden istediğinin net bir özeti gibiydi: kontrol, sabır ve doğru karar.
Curry’nin performansını özel kılan nokta, oyunun sertleştiği ve tansiyonun yükseldiği anlarda bile ritmini kaybetmemesiydi. Phoenix’in faul problemi ve agresif savunmasına rağmen topu elinde tutarak tempoyu belirledi.
🧠 Jimmy Butler Etkisi: Kazanma Alışkanlığı
Golden State adına bir diğer kilit isim Jimmy Butler oldu. 25 sayıyla oynayan Butler, maçın en kritik anında Jordan Goodwin’in üçlüğüyle fark ikiye düştüğünde verdiği yanıtla fark yarattı. Potaya agresif gidişi ve aldığı basket-faulle Suns’ın momentumunu kırdı. Butler’ın bu tür anlarda sergilediği “kazanan alışkanlığı”, Warriors’ın son bölümde soğukkanlı kalmasının temel nedenlerinden biriydi.
🚀 Phoenix’in Fırtına Gibi Başlangıcı
Maça müthiş giren taraf Phoenix’ti. İlk çeyrekte %70.8 isabetle oynayan Suns, 44-32’lik skorla adeta hücum resitali sundu. Devin Booker 38 sayıyla maçın en skorer ismi olurken, Dillon Brooks ilk beş şutunu isabetle tamamlayarak 22 sayıya ulaştı.
Ancak bu yüksek tempo ve agresyon, maç ilerledikçe Phoenix adına bedel yarattı. Faul problemleri, özellikle dördüncü çeyrekte rotasyonu daralttı ve savunma sertliğini aşağı çekti. Suns, ilk yarıda kurduğu hücum akıcılığını maçın sonunda koruyamadı.
💥 Draymond Green Olayı ve Maçın Kırılma Noktası
Maçın tansiyonunu yükselten en kritik an, Draymond Green’in oyundan atılmasıydı. İlk yarının ortasında üst üste aldığı iki teknik faul sonrası Green’in diskalifiye edilmesi, Warriors için potansiyel bir kırılma noktasıydı. Aynı pozisyon sırasında Steve Kerr’in de teknik faul alması, Warriors cephesindeki gerginliği gözler önüne serdi.
Normal şartlarda Green’in yokluğu, Golden State savunmasında ciddi bir boşluk yaratabilirdi. Ancak bu kez Warriors, kolektif savunmayla ayakta kaldı. Rotasyondaki oyuncular sorumluluk alırken, Curry ve Butler hücumda oyunu dengeledi.
🔄 Rövanş: İki Maçlık Hesaplaşma
Bu karşılaşma, Perşembe gecesi Phoenix’te oynanan ve Suns’ın 99-98 kazandığı maçın doğal devamıydı. O maçta Brooks’un Curry’ye yaptığı Flagrant 1 faul hâlâ hafızalardayken, Chase Center tribünleri Brooks’u her top alışında ıslıkladı. Fiziksel temaslar, sert hücum faulleri ve hakem kararları maçın ritmini sık sık böldü. Bu atmosfer, Warriors’ın evinde oynadığını net biçimde hissettirdi.
⏱️ Son Anlar: Soğukkanlılık Testi
Son 1:10’a girilirken Jordan Goodwin’in üçlüğüyle fark ikiye indi. Bu an, Phoenix’in maçı çevirebileceği son fırsattı. Ancak Butler’ın hemen ardından gelen basket-fauli ve Curry’nin çizgide hata yapmaması, Suns’ın tüm geri dönüş umutlarını söndürdü. Collin Gillespie’nin 18 saniye kala kaçan köşe üçlüğü de bu direncin kırıldığı andı.
🏁 Genel Değerlendirme
Bu maç, Warriors için sadece bir galibiyet değil; karakter testi niteliğindeydi. Draymond Green’siz kalınan uzun bölümde oyundan kopmamak, Curry ve Butler liderliğinde maçı bitirmek, Golden State’in hâlâ Batı’da ciddiye alınması gereken bir takım olduğunu gösterdi. Phoenix cephesinde ise Booker’ın yıldız performansına rağmen faul problemleri ve savunma sürekliliği, maçın sonunu getiremedi.
Rövanş serisinin bu ayağı Warriors’a gitti. Ancak bu iki takımın karşılaşmaları, sezonun geri kalanında da tansiyonun ve hikâyenin eksik olmayacağını şimdiden gösteriyor.
