EuroLeague’in 22. haftasında Turkcell BGM’de sahne alan temsilcimiz Anadolu Efes, bu sezonun en acı verici yenilgilerinden birini daha yaşadı. Skorer yıldızı Markus Howard’dan yoksun gelen Kosner Baskonia karşısında üç çeyrek boyunca oyunun içinde kalan lacivert-beyazlılar, son periyotta bir kez daha duvara tosladı ve sahadan 89–75 mağlup ayrıldı.
Bu sonuç Anadolu Efes’in üst üste altıncı yenilgisi olurken, kulübün içindeki kırılmayı da daha görünür hale getirdi.
🧠 Maçın Başlangıcı: Kontrolsüzlük ve Bireysellik
Karşılaşmanın ilk dakikaları aslında Efes adına alarm zillerinin erken çaldığını gösteriyordu. Hücumda top paylaşımı neredeyse yoktu. Altı dakikada yalnızca bir asistle oynayan bir takımın, modern EuroLeague basketbolunda ayakta kalması mümkün değil. Baskonia bunu çok iyi değerlendirdi.
Kobi Simmons’un yön verdiği, Kurucs’un dış şutlarla alanı genişlettiği Baskonia hücumu, Efes’in bire bir savunma zaaflarını anında buldu. Efes ilk periyotta zaman zaman öne geçse de, oyunu kontrol eden taraf hiçbir zaman gerçek anlamda ev sahibi ekip olmadı. Periyodun sonunda Baskonia’nın üç üçlükle skoru 23-20’ye getirmesi, “oyun planı” ile “anlık reaksiyon” arasındaki farkı net biçimde ortaya koydu.
🔄 İkinci Çeyrek: Savunma Ayakta Tuttu, Hücum Yine Yetersizdi
İkinci çeyrek, Efes’in bu sezonki en büyük ikilemini bir kez daha sahneye koydu: Savunma var, hücum yok. Baskonia’nın pick and roll hücumlarına karşı yaşanan problemler skoru 34-28’e getirdiğinde Pablo Laso molaya gitmek zorunda kaldı. Mola dönüşü Smits ve Kai Jones ile boyalı alanı daha iyi kullanan Efes kısa bir süreliğine oyunu kontrol eder gibi oldu.
Ancak burada da hücumlar set üzerinden değil, bireysel çözümler üzerinden gelişti. Rolands Smits’in devreyi 10 sayıyla bitirmesi önemliydi ama bu üretim bir takım düzeninin değil, bireysel verimin sonucuydu. Devre 42-40 temsilcimizin üstünlüğüyle bitti ama bu skor, sahadaki oyunun ne kadar kırılgan olduğunu gizliyordu.
🔥 Üçüncü Çeyrek: Beaubois ile Ayakta Kalan Efes
Üçüncü çeyrek, maçın Efes adına “son iyi anları” oldu. Rodrigue Beaubois’in art arda bulduğu 9 sayılık seri, hem tribünleri ayağa kaldırdı hem de Baskonia’nın momentumu almasını engelledi. Efes çembere ataklarla skor buldu, 48-43’e geldi ve kısa süreliğine kontrolü ele aldı.
Ama bu kontrol yine sürdürülebilir değildi. Baskonia özellikle Trent Forrest’ın tempo yükselten oyunu ve Kurucs’un çok yönlü hücum katkısıyla geri döndü. Efes’in hücumda set üretmek yerine erken atışlara kaçması, bu dönüşü kolaylaştırdı. Yine de son çeyreğe 59-58 önde girilmesi, Efes için bir fırsattı.
💥 Son Çeyrek: Baskonia’nın Aklı, Efes’in Kaos Oyunu
Maç tam burada koptu. Baskonia son periyoda adeta bir playoff takımı ciddiyetiyle girdi. Trent Forrest’ın yönettiği hücumlar, ilk yarıda sessiz kalan Luwawu-Cabarrot’nun nihayet devreye girmesi ve Simmons’ın sürekli olarak ikili oyunlardan savunmayı cezalandırmasıyla skor bir anda 72-62’ye geldi.
Efes cephesinde ise tam anlamıyla bir kaos vardı. Hücumlar bire bir üzerinden oynanıyor, top dolaşmıyor, savunmada ise ilk hat çöktüğünde arkada hiçbir yardım gelmiyordu. Isaia Cordinier’in üst üste iki üçlüğüyle farkın 4 sayıya (72-68) inmesi, salona kısa süreli bir umut getirdi. Ancak bu, plansız bireysel şutların yarattığı geçici bir kıvılcımdı.
Jordan Loyd’un sportmenlik dışı faulü ise gecenin özeti gibiydi: Kontrolsüzlük, dağınıklık… O pozisyondan sonra fark yeniden açıldı ve maç fiilen bitti.
📊 Rakamların Arkasındaki Gerçek
Baskonia, Howard gibi bir yıldızdan yoksun gelmesine rağmen oyunu çok daha doğru oynadı. Trent Forrest’ın 17 sayı, 7 asist, 6 ribaundluk çok yönlü performansı, Kurucs’un fiziksel üstünlüğü ve Simmons’ın istikrarlı skor katkısı, bu galibiyetin yapı taşlarıydı.
Efes’te ise kimse gerçek anlamda oyunu yönlendiremedi. Loyd, Smits, Cordinier, Beaubois… Hepsi anlık katkılar verdi ama oyunun direksiyonuna geçen bir lider yoktu.
🎭 Tribünlerin Mesajı ve Efes’in Gerçeği
Maçın son dakikalarında yükselen “İsmail istifa” tezahüratları, sadece bir yöneticiyi değil, kulübün içindeki yapısal krizi hedef alıyordu. Bu Efes, artık sahada “takım” olgusunun altını dolduramıyor, kollektif bilinç yok. Ne savunma kimliği var, ne hücum felsefesi…
Altı maçlık mağlubiyet serisi, sistemin çöktüğünün göstergesi.
🔮 Son Söz
Baskonia bu galibiyetle Panathinaikos deplasmanına özgüvenle gidecek. Efes ise Hapoel Tel Aviv maçına artık sadece galibiyet için değil, bir kimlik arayışıyla çıkmak zorunda.
Bu maç, Anadolu Efes için sadece bir yenilgi değil; aynaya bakma zorunluluğuydu. Ve o aynada görünen manzara, hiç iç açıcı değil.
