Son haftalarda Panathinaikos AKTOR Athens cephesinde bulutlar eksik olmuyordu. Euroleague’de takvim sıkışmış, sonuçlar dalgalı gelmiş, kulüp etrafındaki atmosfer giderek kırılganlaşmıştı. Ancak kulübün 118. kuruluş yıl dönümünde, Atina’daki Telekom Center’da sahneye çıkan takım, tam da ihtiyaç duyduğu anda ayağa kalktı. EuroLeague’in en zorşu ve güçlü ekiplerinden biriyle, yani Real Madrid ile oynanan bu maç, sadece 82-81’lik zorlu bir galibiyet değil; Panathinaikos adına net bir karakter beyanı oldu.
⏱️ Son Top, Büyük Cesaret: Jerian Grant Sahneye Çıkıyor
Maçın son saniyeleri, sezonun özeti gibiydi. Jerian Grant, bitime 8.7 saniye kala Mario Hezonja’ya yaptığı faul sonrası adeta “maçın kaybettiren ismi” olma riskiyle karşı karşıyaydı. Hezonja’nın turnikesiyle Real Madrid 80-81 öne geçtiğinde, tribünlerde derin bir sessizlik hissediliyordu.
Ama Grant, bu sezon Panathinaikos’un yaşadığı gelgitlerin sembolü olan o anı, bir liderlik anına dönüştürdü. Son hücumda top onun ellerindeydi. Andres Feliz üzerinden yükselen geri çekilerek attığı şut, fileyle buluştuğunda saat 2.3 saniyeyi gösteriyordu. Atina’da patlayan sevinç, sadece bir maçın değil, haftalardır biriken stresin de boşalmasıydı.
Grant’ın 19 sayısının 9’unu son çeyrekte bulması, bu basketin tesadüf olmadığını gösteriyor. Özellikle dördüncü periyodun ortasında gelen 7 sayılık seri, Panathinaikos’un oyunda kalmasını sağlayan temel unsurdu.
🧠 Soğukkanlı Beyin: Kostas Sloukas’ın Hakimiyeti
Bu galibiyetin görünmeyen ama en kritik aktörü ise kuşkusuz Kostas Sloukas oldu. İlk yarıda 12 sayı bularak takımını oyunda tutan Sloukas, üçüncü çeyrekte eklediği 8 sayıyla farkın kapanmasında kilit rol oynadı.
Dördüncü periyotta yalnızca 2 sayı üretmiş gibi görünse de, bu iki sayı maçın kaderini belirledi: Bitime 22 saniye kala gelen penetre sonrası basket, farkı bire indirdi (77-78). Ardından Cedi Osman ile birlikte yapılan baskı, Alberto Abalde’dan top kaybını getirdi. Devamında Juancho Hernangomez’in üçlüğü, Panathinaikos’u 80-78 öne geçirdi.
Sloukas’ın bu maçtaki katkısı rakamlardan çok oyun aklıyla ölçülmeli. Panathinaikos’un panik yapmadan, doğru anları bekleyerek oynamasında onun temposu belirleyiciydi.
📉 İlk Yarıdaki Hayal Kırıklığı, İkinci Yarıdaki Direnç
Maçın ilk yarısı Panathinaikos adına oldukça sancılı geçti. Real Madrid, soyunma odasına 44-36 önde gitti. Bu skor, yeşil-beyazlıların son haftalarda yaşadığı özgüven sorununu da yansıtıyordu. Maccabi deplasmanındaki kayıp, ASVEL karşısındaki zorlanma ve Yunan Ligi’nde Aris yenilgisi, tribünlere de yansımıştı.
Ancak üçüncü çeyrekle birlikte savunma sertliği arttı. Sloukas’ın liderliğinde fark eritildi ve son periyoda 60-61 gibi yönetilebilir bir skorla girildi. Özellikle boyalı alanda Kenneth Faried ve Richaun Holmes’un faul problemiyle oyundan düşmesine rağmen, takımın direnci kırılmadı.
🏟️ Tarihi Akşam: Tribün, Takım ve Dönüm Noktası
Bu maç, sadece iki dev kulübün mücadelesi değildi. Aynı zamanda Panathinaikos’un kendisiyle verdiği bir sınavdı. Ergin Ataman’ın maç sonu vurguladığı gibi, bu galibiyet “daha rahat da olabilirdi” ama esas mesele, ilk çeyrekten sonra gösterilen mücadeleydi.
Panathinaikos artık 16-10’luk derecesiyle Real Madrid’le aynı galibiyet sayısına ulaştı ve yeniden ilk 6 potasına sağlam şekilde tutundu. Daha da önemlisi, iki maçta da Real Madrid’i yenerek psikolojik üstünlüğü ele geçirdi.
✨Öne Çıkan Performanslar
Ev sahibi ekipte Kostas Sloukas 22 sayı, 3 asist, Jerian Grant 19 sayı, 7 asist ve Cedi Osman 12 sayı ile galibiyeti getiren başlıca isimlerdi.
Misafir takımda ise Alex Len 18 sayı, 5 ribaund, Mario Hezonja 13 sayı, 3 ribaund, 3 asist ve Facundo Campazzo 11 sayı, 4 ribaund, 5 asist ile direnen başlıca isimlerdi.
🔮 Devamı Gelir mi?
Bu galibiyet, sezonun kırılma anlarından biri olmaya aday. Panathinaikos sırada Partizan Mozzart Bet Belgrade deplasmanına çıkacak, ardından ise ligin zirvesindeki temsilcimiz Fenerbahçe Beko ile geçen sezonun yarı finalinin rövanşını oynayacak.
Eğer bu maç, “fırtına sonrası güneş”in ilk ışığıysa, Panathinaikos için sezon yeniden anlam kazanıyor. Grant’ın son topu ve Sloukas’ın liderliği, bu takımın hala büyük hedefler için ayakta olduğunu net biçimde gösterdi.
