EuroLeague’de sezonun en kritik dönemlerinden birinde AS Monaco, sahasında Olimpia Milano karşısında bir kez daha geri dönüşe imza attı ve 90-85’lik galibiyetle hem play-off yarışında önemli bir avantaj yakaladı hem de karakter koydu.
Daha bir hafta önce Anadolu Efes karşısında benzer bir senaryoyla kazanan Monaco, bu kez de çift haneli farktan geri gelerek “oyundan kopmayan takım” kimliğini pekiştirdi.
Maçın genel hikayesi, kötü bir başlangıç, orta bölümde gelen reaksiyon ve son çeyrekteki taktiksel üstünlük üzerinden şekillendi. Ancak bu galibiyetin asıl değeri, Monaco’nun mental dayanıklılığı ve kritik anlarda doğru basketbolu oynayabilmesi.
🧱 İlk Çeyrek: Milano’nun Fiziksel Üstünlüğü
Karşılaşmanın başlangıcı Monaco adına oldukça problemliydi. İlk çeyreği 25-13 geride kapatan ev sahibi ekip, özellikle ribaundlarda ve şut seçimlerinde ciddi sorunlar yaşadı. %30’un altında saha içi isabeti (5/17) ile oynayan Monaco, Milano’nun fiziksel oyununa karşılık veremedi.
Milano cephesinde özellikle Zach LeDay ve Devin Booker ikilisi, pota altında hem skor hem de ribaund anlamında büyük üstünlük kurdu. Bu ikilinin yarattığı fiziksel baskı, Monaco’nun savunma dengesini bozarken hücumda da aceleci tercihlere zorladı.
Bu bölümde Monaco’nun en büyük problemi, oyunu kontrol edecek bir liderin eksikliği gibi görünüyordu. Ancak ikinci çeyrekle birlikte bu tablo tamamen değişti.
🎯 Okobo’nun Dokunuşu: Maçı Çeviren İlk Kıvılcım
İkinci periyotla birlikte sahneye çıkan Elie Okobo, maçın kaderini değiştiren ilk isim oldu. Fransız guard, bu bölümde oynadığı 9 dakikalık sekansla adeta oyunun yönünü çevirdi: 12 sayı, 5 asist ve 1 top çalma.
Okobo’nun en önemli katkısı sadece skor üretimi değildi. Milano’nun getirdiği ikili sıkıştırmalara karşı doğru pas açılarını bulması ve takım arkadaşlarını doğru noktalarda beslemesi, Monaco’nun hücum ritmini tamamen değiştirdi. Bu süreçte top paylaşımının artması ve daha dengeli hücum edilmesi, farkın erimesini sağladı.
Devreye 48-45 geride girilmesine rağmen Monaco’nun oyuna yeniden ortak olması, tamamen Okobo’nun oyun aklı ve tempo kontrolüyle bağlantılıydı.
🔄 Üçüncü Çeyrek: Milano Kontrolü Yeniden Alıyor
İkinci yarının başında Milano’nun tekrar kontrolü ele alması, maçın kırılma anlarından biri gibi görünüyordu. LeDay ve Booker ikilisi, pota altındaki etkinliklerini sürdürürken Shavon Shields’ın dış şut katkısı, farkın yeniden çift hanelere çıkmasını sağladı.
Üçüncü çeyreğin son bölümünde gelen üçlükle skorun 73-63’e gelmesi, Milano’nun maçı koparma ihtimalini ciddi şekilde artırdı. Hatta dördüncü çeyreğin başında Giampaolo Ricci’nin sayısıyla farkın korunması, “knockout” hissini güçlendirdi.
Ancak Monaco’nun bu sezonki en belirgin özelliği tam da burada devreye giriyor: oyundan kopmamak.
🚀 Son Çeyrek: Tempo, Ribaund ve Savunma
Son periyotta Monaco’nun geri dönüşünün temelinde üç kritik unsur vardı: savunma ribaundu, tempo artışı ve doğru karar verme. Alpha Diallo’nun da maç sonunda vurguladığı gibi, Monaco özellikle ribaund kontrolünü ele geçirince geçiş hücumlarında daha etkili olmaya başladı.
Kevarrius Hayes’in tamamı smaçlardan gelen 10 sayılık katkısı, takımın enerji seviyesini yukarı çekti. Hayes’in çember üstündeki bitiriciliği, Milano savunmasını geri koşmak zorunda bıraktı ve bu da Monaco’nun tempo kazanmasını sağladı.
Son 5 dakikaya girilirken farkın 3 sayıya (78-75) düşmesi, maçın yeniden dengelendiğini gösteriyordu. Bu noktadan sonra Monaco’nun savunma sertliği bir seviye daha yukarı çıktı. Milano’nun set hücumlarında zorlanması ve top kayıpları, ev sahibi ekibe hızlı hücum fırsatları verdi.
🧠 Son 5 Dakika: Okobo’nun Oyun Kuruculuğu
Maçın en kritik sekansı son 5 dakikalık bölüm oldu. İlginç olan şu ki, Elie Okobo bu bölümde skor üretmedi. Ancak yaptığı 4 asist, Monaco’nun 11-0’lık serisinin temelini oluşturdu.
Milano’nun Okobo’ya getirdiği ikili sıkıştırmalar, onun doğru pas tercihlerine zemin hazırladı. Okobo, her pozisyonda doğru okumayı yaparak takım arkadaşlarını en verimli noktalarda topla buluşturdu. Bu sekans, modern basketbolda oyun kuruculuğun sadece skorla değil, karar kalitesiyle de ölçüldüğünün net bir örneğiydi.
Skorun 88-82’ye gelmesiyle birlikte Monaco kontrolü tamamen eline aldı ve kalan bölümde hata yapmayarak maçı kapattı.
📊 Genel Değerlendirme: Monaco’nun Kimliği Netleşiyor
Bu galibiyet, Monaco’nun sezon içindeki kimliğini çok net bir şekilde ortaya koyuyor. Bu takım, kötü başladığı maçları çevirebilen, kriz anlarında doğru basketbolu oynayabilen ve mental olarak son derece dayanıklı bir yapı sergiliyor.
Özellikle kısa rotasyona rağmen bu seviyede fiziksel ve mental direnç gösterebilmek, play-off öncesi çok değerli bir sinyal. Okobo’nun liderliği, Diallo’nun iki yönlü katkısı ve rol oyuncularının doğru anlarda devreye girmesi, Monaco’yu tehlikeli bir takım haline getiriyor.
Milano cephesinde ise bu mağlubiyet, kontrol edilen bir maçın nasıl kaybedilebileceğine dair önemli bir ders niteliğinde. Uzun süre önde götürülen bir karşılaşmada son bölümdeki karar hataları ve ribaund kayıpları, galibiyeti ellerinden aldı.
Sonuç olarak Monaco bir kez daha şunu gösterdi: Bu takım, skor ne olursa olsun maç bitmeden pes etmiyor. Ve EuroLeague gibi maratonlarda, bazen en büyük farkı yaratan şey tam olarak bu oluyor.
