BKT EuroCup 13. hafta mücadelesinde temsilcimiz Beşiktaş Gain Salı günü saat 20:00’da Ratiopharm Ulm ile karşılaşacak.
Akatlar’da oynanacak ve TRT Spor ekranlarında yayınlanacak karşılaşma öncesinde takımların son durumlarına gelin birlikte göz atalım, keyifli okumalar.
🏠 Beşiktaş Gain – Hem Türkiye’de Hem Avrupa’da İddialı 🏁
Beşiktaş bu sezon hem Türkiye Ligi’nde hem de EuroCup’ta ortaya koyduğu performansla Avrupa basketbol kamuoyunun dikkatini fazlasıyla üzerine çekmiş durumda. Dusan Alimpijevic yönetiminde çok net bir oyun kimliği oluşturan siyah-beyazlılar, ligimizde 13 maçlık kusursuz galibiyet serisi yakaladıktan sonra ilk yenilgisini Fenerbahçe karşısında aldı. Bu kayıp elbette moral bozucu olsa da, genel resme bakıldığında Beşiktaş’ın istikrar seviyesinin oldukça yüksek olduğu açık. EuroCup’ta ise 8–4’lük dereceleriyle Grup A’da üçüncü sıradalar ve hem Bourg hem de Buducnost ile birlikte zirve yarışının içindeler. Üstelik London Lions ve Chemnitz karşısında son bölümlerde kaçan maçlar, bu karşılaşmaya ayrı bir motivasyonla çıkacaklarının sinyalini veriyor.
Beşiktaş’ın hücum verimliliği şu anda turnuvanın en elit seviyesinde. 100 pozisyonda 122 sayı üreten takım, EuroCup genelinde ikinci en iyi hücum rating’ine sahip. Bu üretkenliği yalnızca bireysel yeteneklerle değil, doğru spacing, yapısal set düzeni ve rol paylaşımının net olmasıyla sağlıyorlar. Savunmada ise 110 savunma reytingi ile ilk 10’da yer alarak iki yönlü oyun oynamayı başarıyorlar. Bu dengeli yapı net reytingi +12 seviyesine taşıyor ve bu da şampiyonluk adayı olmanın en somut göstergelerinden biri.
Bireysel katkılar cephesinde Jonah Mathews 13.9 sayı ortalamasıyla takımı sürükleyen birinci opsiyon konumunda. Ante Zizic’in 13.1 sayı – 7.5 ribaundluk dominasyonu hem devrilme oyunlarında hem de alçak postta ciddi tehdit yaratıyor. Devon Dotson ise 10.4 sayı – 4 asist ortalamasıyla tempo ve delici yönüyle oyunu hızlandırıyor. Kanatta Anthony Brown gibi hem skor hem oyun yapıcı katkı verebilen bir oyuncunun varlığı, Beşiktaş’ın hücumda tek yönlü bir yapıdan uzaklaşmasını sağlıyor. Tüm bu parametreler, temsilcimizin yalnızca üst tur hedeflemediğini, EuroCup şampiyonluğu için masada olduğunu net biçimde ortaya koyuyor.
✈️ Ulm – Savunma Direncini Kaybetmiş Bir Takım 🟠
Ulm açısından sezon iki farklı bölümde ilerledi. Sezona iyi girip ilk yedi maç sonunda 4–3’lük derece yakalamaları umut vericiydi; ancak devamında gelen düşüş, yarıştaki konumlarını ciddi biçimde zayıflattı. Son beş maçta yalnızca Panionios karşısında alınan 94–69’luk galibiyet dışında kazanamamaları, mental ve yapısal bir problem yaşadıklarını gösteriyor. Şu anda 5–7 ile sekizinci sıradalar ve play-in hattının sınırında yer alıyorlar.
Bundesliga’da fena görüntü vermeyen Ulm’un en büyük problemi EuroCup seviyesinde savunma sertliğini sahaya yansıtamaması. Rakipler karşısında 119 savunma reytingi ile turnuvanın en zayıf üçüncü savunması durumundalar. Bu da rakiplerin yüksek yüzdeyle hücum etmesine, özellikle dribble sonrası şut ve boyalı alan bitiriciliklerinde büyük açıklar vermelerine yol açıyor. Hücumda ise 110 reyting ile turnuva ortalamasının altında kalmaları, hücum-savunma dengesini belirgin biçimde bozuyor.
Bireysel olarak takımın skor yükünü Christopher Ledlum (14.9 sayı) ve Mark Smith (14 sayı – %42 üçlük) üstlenmiş durumda. Smith’in dış şut tehdidi, Ulm’un yarı saha hücumunda en kritik parametrelerden biri. Sengfelder’in 10.3 sayı – 4 ribaundluk dengeli katkısı da sistemi destekliyor; ancak Nelson Weidemann’ın sakatlığı hissedilir derecede fark yaratıyor. Onun 11 sayılık katkısının yokluğunda bench üretimi belirgin biçimde düştü. Ulm’un bütçe ve rotasyon derinliği açısından bazı takımlara kıyasla dezavantajlı olması da bu düşüşün sebeplerinden biri olarak değerlendirilebilir.
🔍 Genel Değerlendirme – Tempo, Fizik ve Organizasyon Savaşı 📊
Bu maç, kağıt üzerinde organizasyonu ve set disiplini çok güçlü bir Beşiktaş ile fiziksel mücadeleye daha çok yaslanan fakat savunma direnci düşmüş bir Ulm eşleşmesi niteliğinde. Beşiktaş’ın hücumda bulduğu yüksek verim, yalnızca yıldızlara dayanmıyor; top paylaşımının kalitesi, doğru şut tercihleri ve ribauntlarda Zizic etkisi, rakip savunmayı sürekli baskı altında tutuyor. Alimpijevic’in oyunculara rol netliği kazandırması, takımın kriz anlarında dağılmasını engelleyen ana faktör.
Ulm açısından kazanmanın tek yolu savunmada yardım zamanlaması ve bire bir direnç seviyesini yükseltmekten geçiyor. Aksi durumda Beşiktaş’ın ritim bulması halinde maçın momentumu hızla siyah-beyazlıların lehine dönebilir. Ayrıca Ulm’un dış atış yüzdesi maçın kritik parametrelerinden biri olacak; zira boyalı alan üretiminde Beşiktaş fiziksel olarak daha avantajlı görünüyor.
Genel tabloya bakıldığında, temsilcimiz Beşiktaş’ın form düzeyi, kadro derinliği ve hücum kimyasının oturmuş olması onları bu karşılaşmada mental ve yapısal açıdan öne çıkarıyor. Ulm ise sezonun bu bölümünde bir reaksiyon vermek zorunda ve bu maç onlar için bir ölçü eşiği niteliğinde. Dolayısıyla tempolu, taktik düzeyi yüksek, iki farklı basketbol anlayışının çarpışacağı bir mücadele izlememiz kuvvetle muhtemel.
