Euroleague 26. hafta mücadelesinde Maccabi Tel Aviv Salı günü saat 22:05’de Partizan ile karşılaşacak. Gelin maçın öncesinde takımların son durumlarını birlikte mercek altına alalım, keyifli okumalar.
🟡⚫ Maccabi Tel Aviv – Geç Gelen Uyanış
Maccabi Tel Aviv için bu sezonun önemli bir bölümünde tablo oldukça karanlıktı. Uzun süre ligin dibine demir atan, play-in hattıyla arasında ciddi fark açılan ve neredeyse tüm umutlarını yitirmiş bir ekip görüntüsü verdiler. Ancak kırılma noktası tam da bu noktada geldi. Kulüp yönetiminin başantrenör Oded Kattash ile yolları ayırmayı düşünmesi, soyunma odasında beklenmedik bir reaksiyon yarattı. Oyuncular açık biçimde koçlarının arkasında durdu ve o andan itibaren Maccabi Tel Aviv’in sahadaki yüzü değişti. Bu birliktelik, kısa sürede sonuçlara da yansıdı; güçlü rakiplere karşı alınan sürpriz galibiyetler, takımın özgüvenini yeniden inşa etti. Her ne kadar şu an 10–15’lik dereceyle Bayern ile birlikte 14. sırayı paylaşsalar da, bu takımın mental olarak yarıştan kopmadığı çok net.
Elbette tablo hala zor. Play-in hattındaki takımların Maccabi’den en az dört galibiyet fazla olması, matematiksel açıdan işleri oldukça güçleştiriyor. Buna bir de Lonnie Walker IV’ün sakatlığı eklenince, Partizan karşısına eksik çıkacak olmaları önemli bir handikap. Ancak ilginç biçimde, Walker’ın yokluğunda takımın hücum organizasyonu daha akıcı bir hal aldı. Top daha iyi dolaşıyor, bireysel zorlama hücumlar azalıyor. Bu durum, Jeff Dowtin’in sakatlıktan dönmesine rağmen sınırlı dakikalarda tutulmasının da temel gerekçesi.
Sezonun belki de en kritik hamlesi, Gabriel Lundberg transferi oldu. Danimarkalı guard, Maccabi formasıyla kısa sürede liderlik rolünü üstlendi ve sahadaki karar verici konumuna yerleşti. Onun varlığı, takımın hücum dengesini ciddi şekilde yukarı çekti. Jaylen Hoard ve Roman Sorkin şu an form düşüklüğü yaşıyor olsa da, bu iki ismin potansiyeli düşünüldüğünde her an 20+ sayı üretebilecek kapasitede oldukları unutulmamalı. İstatistikler de Maccabi’nin çelişkili yapısını özetliyor: EuroLeague’in yedinci en iyi hücumu (118.5 hücum reytingi) olmalarına karşın, 122 sayı izin verdikleri savunma performansıyla ligin en kötü ikinci savunması konumundalar. Bu dengesizlik, sezon boyunca yakalarını bırakmadı.
⚫⚪ Partizan – Hayal Kırıklıklarıyla Dolu Bir Sezon
Partizan cephesinde ise kelimeler gerçekten yetersiz kalıyor. Kulüp tarihinin en yüksek bütçelerinden biriyle sezona giren, Shake Milton ve Jabari Parker gibi isimleri kadrosuna katan siyah-beyazlılar için bu sezon tam anlamıyla bir hayal kırıklığı oldu. Milton sakatlığı nedeniyle neredeyse hiç katkı veremezken, Parker fiziksel yetersizlikler nedeniyle uzun süredir rotasyonun dışında kaldı. Sonuç olarak Partizan, 8–17’lik dereceyle 16. sırada yer alıyor ve EuroLeague’de bu sezonun fiilen kaybedildiği bir noktaya gelmiş durumda.
Yine de son 10 günlük süreçte, uzun zaman sonra ilk kez Partizan ruhuna yakışan bazı sinyaller alındı. Bayern Münih karşısında alınan 67–63’lük galibiyet ve ardından Hapoel Tel Aviv karşısında 27 sayı geriden gelerek kazanılan tarihi maç, takımın karakter gösterebileceğini kanıtladı. EuroLeague tarihinin en büyük ikinci geri dönüşü olarak kayıtlara geçen bu maçta Joan Peñarroya döneminde ilk kez taraftarı gerçekten heyecanlandıran bir performans ortaya çıktı.
Ancak bu ivme kısa sürdü. Milano karşısında alınan 85–79’luk mağlubiyet, Partizan’ın hala ciddi yapısal sorunlar yaşadığını gösterdi. İlginç bir detay olarak, Duane Washington Jr.’ın yokluğunda hücumun daha paylaşımcı hale gelmesi dikkat çekti. Washington, 16 sayı ortalamasıyla takımın en skorer ismi olsa da, onun sahada olmadığı anlarda top daha hızlı dolaşıyor. Savunma tarafında ise Tonye Jekiri’nin gelişiyle birlikte fiziksel direnç bir miktar arttı. Ayrıca Aleksa Radanov’un kadroya katılması, sezonu kapatan Vanja Marinković’in yokluğunu kısmen telafi etme girişimi olarak okunabilir.
Ne var ki rakamlar acımasız. Partizan, 122.3 savunma reytingiyle EuroLeague’in en kötü savunması konumunda. Hücumda da 100 pozisyon başına sadece 109 sayı üreterek ligin dördüncü en kötü hücumu durumundalar. Bu iki temel parametre bir araya geldiğinde, sezonun neden bu noktaya sürüklendiği net biçimde anlaşılıyor.
🔍 Genel Değerlendirme
Bu karşılaşma, EuroLeague’de sezonun “kaybedenleri” olarak görülen iki takımın farklı ruh hallerini sahaya yansıtacağı özel bir eşleşme niteliğinde. Maccabi Tel Aviv, her şeye rağmen play-in umutlarını son ana kadar zorlamaya kararlı ve takım içi birliktelik sayesinde yeniden ayağa kalkmaya çalışıyor. Partizan ise matematiksel umutların neredeyse tükendiği bir ortamda, en azından sezonun son bölümünde camiaya “doğru yoldayız” hissini verecek sinyaller peşinde. Bu maç, sonucundan çok, iki takımın geleceğe dair hangi mesajları vereceğiyle anlam kazanacak.
