Euroleague 33. hafta mücadelesinde Partizan Salı günü saat 22:45’de LDLC Asvel Villeurbanne ile karşılaşacak. Maçın öncesinde gelin takımların son durumlarını birlikte mercek altına alalım, keyifli okumalar.
⚫ Partizan: Küllerin Arasından Yükselen Takım
Sezonun ilk bölümünde EuroLeague’de play-in yarışından bile kopmalarının neredeyse kesinleşmiş olması, Partizan için yalnızca sportif bir hayal kırıklığı değil, aynı zamanda derin bir kurumsal sarsıntının fitilini ateşledi. Anadolu Efes ile birlikte bu sezonun en büyük hayal kırıklıkları arasında gösterilen Sırp devi, ardından tam anlamıyla bir kasırga yaşadı: Efsane başantrenör Zeljko Obradovic istifa etti, birçok kilit oyuncu ayrıldı, Jabari Parker ise Joventut’a kiralık gönderildi. Pek çok taraftarın gözünde sezon çoktan kapanmıştı bile.
Ancak basketbol, daha önce de defalarca gösterdiği üzere, son sözü hiçbir zaman erkenden söylemez. Partizan, tüm bu çalkantıların ardından yavaş yavaş ayağa kalktı ve son üç maçını kazanarak hem kendine hem de taraftarına bir şeyler olduğunu hissettirdi. 12 galibiyet ve 20 yenilgiyle 16. sırada yer alan siyah-beyazlıların hedefi artık EuroLeague değil, sezonun tek gerçekçi kupa fırsatı olan ABA Ligi play-off’ları. Bu yüzden EuroLeague maçları, onlar için artık birer hazırlık sahnesine dönüşmüş durumda.
Bologna’da kazanan, ardından Belgrad’da Dubai’yi ezip geçen ve Paris deplasmanından da galip dönen Partizan, her geçen haftayla birlikte o tanıdık rekabetçi ritmini yeniden buluyor. Bu dönüşümün mimarları arasında en dikkat çekici isim, sakatlıktan döndükten sonra hücumdaki kaosun önüne geçen Carlik Jones. Yapılandırıcı ve sakin oyun anlayışıyla Jones, genç ve hırslı bu kadronun ihtiyaç duyduğu dengeyi sağlıyor. Shake Milton form grafiğini sürekli yükseltiyor; Nick Calathes ise Paris maçında 12 sayı ve 10 asistle sergilediği performansla neden bu ligde hâlâ saygı gören bir isim olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Savunma ve hücum arasındaki dengeyi kuran Isaac Bonga, EuroLeague’in en değerli iki yönlü oyuncularından biri olmayı sürdürüyor. Bruno Fernando ile Tonye Jekiri, iç hatta birbirini tamamlayan ve gitgide daha sağlam bir düet oluşturan isimler. Üstelik dopingle ilgili hukuki süreçlerin ardından sahaya dönen Dylan Osetkowski, özellikle üç sayılık atışlarıyla takımın ofansif çeşitliliğine ciddi katkı sağlıyor. Bu isimlerin bir arada oynaması, Partizan’ı artık sıradan bir EuroLeague ekibinden çok daha tehlikeli kılıyor.
Ancak bu tabloya gölge düşüren bir ayrıntı var. Partizan, bu maçtan hemen önce ABA Ligi’nde “Sonsuz Derbi”de Kızılyıldız’a deplasmanda 100-96 yenildi. Sezon içinde biriken motivasyon yükü ve rakip amblemi düşünüldüğünde, bu yenilginin siyah-beyazlıların üzerinde duygusal bir iz bırakmış olması kuvvetle muhtemel. Bu izin sahaya nasıl yansıyacağı merak konusu.
🔵 Asvel: Zorlu Bir Gerçeklikle Yüzleşen Takım
Asvel için EuroLeague, her sezon biraz daha ağır bir yük haline geliyor. Bu sezon da tablo benzer bir tabloyu yansıtıyor: Ligin en düşük bütçesiyle yoluna devam eden Fransız ekibi, sekiz galibiyet ve 24 yenilgiyle sonuncu sıraya yerleşmiş durumda. Son sekiz EuroLeague maçında yalnızca bir kez kazanabilen Asvel, o galibiyeti de deplasmanda Anadolu Efes karşısında elde etti. Her maça ezici favori karşısında çıkan bir takım için bu galibiyetin değerini hafife almamak gerekir. Bazen baskısızlık, en beklenmedik anlarda bir mucize yaratabilir.
Ne var ki sezon boyunca yaşanan gelişmeler, Asvel’deki durumun salt sportif bir sorun olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Kulübün sembol ismi Nando De Colo, sezon ortasında Fenerbahçe’ye transfer olmak için ayrıldı ve ardından açıklamalarıyla tam anlamıyla bir bomba patlattı. Ödenmemiş maaşlarından söz eden ve Tony Parker’ın sunduğu tablonun gerçeklerle örtüşmediğini dile getiren De Colo’nun sözleri, kulübün iç işleyişi hakkında ciddi soru işaretleri doğurdu. Böyle bir atmosferde soyunma odasındaki motivasyonu ve birlik ruhunu canlı tutmak, başlı başına büyük bir başarı gerektirir.
Bu karanlık tablo içinde bir ışık noktası var: Gran Canaria’dan transfer edilen Braian Angola, EuroLeague’deki ilk sezonunda son derece etkileyici bir grafik çiziyor ve belki de bu sezon kadronun başına gelen en iyi şey. Ancak Maccabi Tel Aviv maçında omuzundan sakatlandığı açıklanan Glynn Watson’ın en az bir ay, hatta daha uzun süre sahalardan uzak kalacak olması, kadro derinliği zaten kısıtlı olan Asvel için kritik bir darbe. İstatistiksel tablo da durumu özetler nitelikte: Her 100 atakta yalnızca 107 sayı üreten Asvel, ligin en kötü hücumuna sahip. Savunmada ise her 100 atakta 118 sayı yiyerek yine alt sıralarda yer alıyor. Bu rakamlar, bir takımın her iki yönde de ne denli zorlandığını gözler önüne seriyor.
🎯 Genel Değerlendirme: Motivasyon Farkı Sahaya Yansır mı?
Partizan ve Asvel karşılaşması, EuroLeague sıralamasının alt bölümünde oynansa da içinde barındırdığı hikâyeler açısından son derece zengin bir maç. Bir tarafta küllerin arasından sıyrılıp ABA Ligi play-off’larına hazırlanmak için ivme arayan, kadro kimliğini yeniden inşa eden ve her geçen hafta biraz daha tehlikeli hale gelen bir Partizan var. Diğer tarafta ise bütçe sorunları, kadro kayıpları ve kulüp içindeki huzursuzluğun gölgesinde sezonunu tamamlamaya çalışan, yine de Angola gibi isimlerle küçük umut kıvılcımları taşıyan bir Asvel.
Partizan’ın son haftalardaki tutumuna bakıldığında, ekibin yalnızca maç kazanmakla yetinmediği görülüyor; kimliğini ve gururunu yeniden inşa ediyor. Sonsuz Derbi’deki yenilginin morallerine ne ölçüde etki ettiği belirsizliğini korusa da Belgrad’da oynanacak bu maçta siyah-beyazlı taraftarın baskısı ve takımın son haftalardaki dönüşümü göz önüne alındığında, motivasyon farkının sahaya belirgin biçimde yansımasını bekliyorum. Asvel içinse bu maç, sezonun geri kalanında yeniden umut aramaktan çok, rol oyuncularının EuroLeague deneyimi biriktireceği ve belki de beklenmedik bir sürpriz için zemin arayacakları bir sahne olabilir. Çünkü kaybedecek fazla bir şeyi olmayan takımlar, zaman zaman en beklenmedik anlarda patlama yapabilirler.
