Önİzleme: Partizan – Olympiakos (14.01.26)

Euroleague 22. hafta açılış maçında Partizan Çarşamba günü saat 21:30’da Olympiakos ile karşılaşacak. Gelin maçın öncesinde birlikte takımların son durumlarını mercek altına alalım, keyifli okumalar.

⚫ Partizan: Bitmeyen bir kriz ve kırılgan bir yapı

Belgrad’da hava uzun süredir ağır. Partizan için bu sezon EuroLeague sahnesi adeta bir hayal kırıklıkları dizisine dönmüş durumda ve koç değişimi bile bu gidişatı durdurmaya yetmedi. Altı maçlık mağlubiyet serisi sadece bir istatistik değil; sahadaki ruh halinin ve yapısal sorunların net bir yansıması. 6–15’lik dereceyle ligin altına demir atmış bir Partizan izliyoruz ve daha da can yakıcı olan şey, bu yenilgilerin neredeyse tamamının çift haneli farklarla gelmesi. Monaco ve Barcelona deplasmanlarında alınan ağır yenilgiler, takımın elit seviyede ne kadar zorlandığını bir kez daha gösterdi. Savunmada direnç yok, hücumda ise süreklilikten eser kalmamış durumda.

Son üç EuroLeague maçında sadece 75 sayı ortalamasıyla oynayan bir Partizan’dan söz ediyoruz. Bu, geçmiş yıllarda agresifliği ve fiziksel oyunu ile rakipleri bunaltan bu kulüp için neredeyse tanınmaz bir tablo. Daha da kötüsü, savunma tarafında yaşanan çöküş. Son beş maçın üçünde 100 sayının üzerinde sayı yediler ve bu, bir EuroLeague takımının ayakta kalması için kabul edilebilir bir seviye değil. Cameron Payne sezona güçlü başlamıştı ama şu anda oyunun içinde kaybolmuş gibi. Duane Washington Jr. bireysel skor üretimiyle zaman zaman ışık yakıyor, ancak onun sahada olduğu dakikalarda bile takımın ciddi eksi yazması, bu skorun ne kadar “boş” kaldığını gösteriyor.

Pozitif taraflara bakacak olursak, yeni transfer Tonye Jekiri’nin gelişi Partizan’ın pota altında uzun süredir eksikliğini hissettiği enerjiyi bir nebze de olsa getirdi. Studentski Centar karşısında sergilediği 15 sayılık performans, hem hücumda hem savunmada bir referans noktası olabileceğini gösterdi. Ancak Bruno Fernando’nun, Sterling Brown’ın ve Vanja Marinkovic’in form düşüklüğü, bu küçük artıları da gölgede bırakıyor. Jabari Parker ile Shake Milton’ın sakatlığı ve takımın genel kırılganlığı birleşince, Partizan maçların içinde kısa süreli iyi anlar yaşasa bile bunu 40 dakikaya yayamıyor. Bu yüzden de EuroLeague’de rekabetçi kalamıyorlar.

🔴 Olympiacos: Potansiyel var, ama hala tam kapasite değil

Olympiacos cephesinde ise tablo daha karmaşık ama umut verici. 12–8’lik derece, Pire ekibinin hedefleri düşünüldüğünde yeterli değil; sekizinci sırada olmak bu takımın DNA’sına yakışmıyor. Ancak son haftalarda sahada gördüğümüz şey, bu kadronun gerçek gücüne yavaş yavaş yaklaştığını gösteriyor. Fenerbahçe deplasmanındaki mağlubiyet, skor olarak olumsuz görünse de oyunun büyük bölümünde başa baş bir Olympiacos vardı. Sasha Vezenkov’un liderliği, Donta Hall’un pota altındaki etkinliği ve Fournier ile Dorsey’in skor katkısı, bu takımın hücumda ne kadar çeşitli olabileceğini bir kez daha ortaya koydu.

Sorun, bu çekirdeğin arkasından gelen katkının istikrarsızlığı. Fenerbahçe maçında sadece dört oyuncunun skor yükünü çekmesi, Olympiacos’un hala rotasyon dengesini bulamadığını gösteriyor. Ancak Bayern karşısındaki galibiyet, bu anlamda önemli bir işaretti. Nikola Milutinov’un dönüşü, pota altında oyunun çehresini değiştirdi ve Vezenkov’la birlikte maçın kontrolünü Pire ekibine verdi. Tyson Ward’ın sakatlıktan dönmesi de savunma tarafında çok önemli bir kazanım. Monte Morris’in sakatlığı ise kısa rotasyonunu biraz daha daraltıyor, ama Olympiacos’un esas gücü zaten forvet ve uzun hattında yatıyor.

Alec Peters’ın Yunanistan Ligi’nde attığı 35 sayı, bu kadronun hücumda ne kadar patlayıcı olabileceğinin bir başka göstergesi. Tyrique Jones’un bu maçta oynayamaması bir eksik gibi görünebilir, ancak mevcut yapı zaten Olympiacos’a Partizan karşısında ciddi bir fiziksel üstünlük sağlıyor. Vezenkov ve Milutinov’un sahada olduğu dakikalarda, Pire ekibi oyunu hem hücumda hem savunmada domine edebilecek kaliteye sahip.

⚖️ Genel değerlendirme: Krizdeki bir ev sahibi, otorite arayan bir misafir takım

Bu maç, iki takımın sezon hikayelerini neredeyse kusursuz şekilde özetliyor. Partizan için bu karşılaşma, sadece bir galibiyet arayışı değil; özgüvenini, kimliğini ve taraftarının inancını yeniden kazanma çabası. Belgrad’daki atmosfer her zaman ateşlidir, ama bu sezon o ateşin bile takımı taşımaya yetmediğini gördük. Yine de böyle bir ortam, bazen en kırılgan takımlara bile kısa süreli bir güç verebilir.

Olympiacos ise tam tersine, istikrar arayan ama şampiyonluk seviyesindeki potansiyeli tartışılmaz bir ekip. İşte bu tür maçlar, Pire ekibinin gerçekten bir şampiyonluk adayı olup olmadığını gösteren testler. Zor bir deplasmanda, krizdeki ama hala tehlikeli bir rakibe karşı oynayacaklar. Eğer kendi disiplinlerini korur ve Vezenkov–Milutinov ikilisinin kurduğu dengeyi sahaya yansıtırlarsa, bu maç Olympiacos için sezonun geri kalanı adına önemli bir eşik olabilir.

Kısacası, bu karşılaşma sadece bir EuroLeague randevusu değil; biri düşüşte diğeri yükselmeye çalışan iki kulübün psikolojik mücadelesi. Parkede hangi tarafın daha sağlam duracağını, sadece taktikler değil, bu iki kulübün mevcut ruh hali belirleyecek.



Hakkında Basket Guru

Mutlaka bakın

Euroleague 2026 Final Four MVPsi Fournier Seçildi

Avrupa basketbolunun en büyük sahnesinde gecenin yıldızı belli oldu. Evan Fournier, sergilediği etkileyici performansla 2026 …